Kendimizi Analiz Edebilmek için Basit bir Rehber

Thumbnail
Atma Kriya Yoga pratiği, tüm eylemlerimiz ve özelliklerimiz ile ilgili - özellikle de içimizde tuttuğumuz ve bastırdığımız daha düşük özelliklerimiz - ile ilgili farkındalığımızı arttırıyor. Bu özellikler, bize hoş veya çok da hoş olmayan (nasıl görmeyi seçtiğinize bağlı) bir görevi, Sadhana veya spiritüel pratiklerimiz aracılığıyla içimizdeki saf Sevgi’yi uyandırarak onları çözmemiz ve dönüştürmemiz görevini vermek için düzenli bir şekilde ortaya çıkıyorlar.

Paramahamsa Vishwananda, çeşitli söylemlerinde ve alıntılarında günlük içebakış ve analizin önemini vurgulamıştır. Söylemlerinden birinde, gece yatmadan önce günümüze bakıp, iyi yaptığımız şeyleri görmemiz ve kötü olanları da düzeltmemiz gerektiğinden bahsetmiştir.

Kendi üzerinizde çalışmak, özellikle de ilk başlarda, zihnin hemen kabul edebileceği bir şey değildir. Benim tecrübeme göre kendi analizimizi yapmadığımız zaman duyguların bizi kontrol etmesi çok kolay oluyor. Benim için, buna başlayabilmek ayrı bir konu, düzenli bir şekilde devam ettirebilmek ayrı bir konuydu. Ancak başka birisi nasıl olduğuma bakmam gerektiği ile ilgili dikkatimi çektiği zaman farkına vardım ki, “Aman Tanrım, ben kendi üzerimde çalışmayı bıraktım ve bu sessizce, ben farkına varmadan bazı eski kalıpları geri getirdi”. Kendi üzerimizde çalışmanın, gerekli dönüşümlerin daha etkili bir şekilde gerçekleşmesi için her gün yapılması gerekir. Deneyimlediğiniz herhangi bir rahatsızlığı, bu rahatsızlıklar bir zamana veya yere bağlı olmadıkları için, yazmak için bir not defteri veya günlük tutmak yardımcı olabilir. Yazılanlar, daha sonra, zihnin daha dengeli olduğu zamanda incelenebilinir.   

Kendimizi nasıl inceleyebiliriz veya analiz edebiliriz diye merak edebilirsiniz. Kullanılan metodlar kişiden kişiye değişmesine rağmen, benim tecrübeme göre belli bir tek yol yok ancak benim işime yarayan pek çok farklı yol var. Bu yollar çok geniş kapsamlı ve ayrıntılı değil ve kesinlikle işe yarayan başka yollar da olabilir. Ama hepsinin ortak noktası, Gözlemci olmak, düşünceleri ve eylemleri tıpkı üçüncü bir kişiymiş gibi izlemek, onları kendimizi yargılamadan analiz edebilmek ve ondan sonra da, gözlemlerimiz doğrultusunda onları düzeltecek ve önleyebilecek önlemleri almaktır.

Benim kullandığım yollardan bir tanesini Swami Vishwarevatikantananda Thinking Bhakti audio serisinde tarif etmişti. O, bir hedef belirlememiz ve hareketlerimizi bu hedefi ölçüt alarak gözlemlemekten bahsetmişti. İyi veya kötü eylemler diye bir yargı yoktur, sadece bizi bu hedefe yakınlaştıran veya bizi hedefimizden uzaklaştıran eylemler vardır. Hedefin “Tanrı İdrakına ulaşmak istiyorum” gibi yüce ve ölçülemez değil de, “Koşullar ne olursa olsun, herkesle kibar bir şekilde konuşacağım ve herkese kibar davranacağım” gibi daha belirli ve ölçülebilir olması gerekir. Günün sonunda kendimizi yargılamaksızın, sözlerimiz ve davranışlarımız o hedef ile aynı çizgide miydi değil miydi, bunu görmek için ve bizi hedefimize yaklaştıran belli bir davranışı kuvvetlendirmek veya bizi uzaklaştıran başka bir davranışı ortadan kaldırmak için kendimizi inceleriz.

 
Başka bir yol ise, Swami Vishwaparanthapananda tarafından anlatılan ayna kavramıdır. Basitçe anlatırsak, başkalarında gördüklerimiz kendi içimizdekilerin aynadaki bir yansımasıdır. Örneğin, başka birisinin gururlu ve kibirli olduğunu düşünüyorsanız, sizin içinizde de o kişinin içindekini tanımanızı sağlayan gurur ve kibir vardır demektir. Eğer birisinin açık olmadığını ve gizli kapaklı davrandığını düşünüyorsanız, siz de başka bir durumda böyle davranıyorsunuz demektir. Öyleyse, kişi durumu incelemeli, kendisini incelemeli, o duygunun nasıl çıktığının köküne inmeli ve ondan sonra kendi içinde hangi özelliklerin olduğunu tanımlayarak ve onları değiştirmek için adımlar atarak, o durumu kendi içinde çözmelidir. Swami Vishwananda’nın, bir Satguru olarak, içimizde neleri dönüştürmemiz gerektiğinin farkına varmamız için bizim özelliklerimizi bize geri yansıttığı sıklıkla söylenir. 

Trinity meditasyonu kendimizi dönüştürmemiz için zihin-beden bağlantısını kullanır. Örnek olarak kıskançlık verilebilir: birisin başkasının daha fazla arkadaşı, takipçisi, öğrencisi veya herhangi bir şeyinin daha fazla olduğunu görmesi veya başka birisinin daha popüler veya daha ünlü olması gibi. Kıskançlık, başka birisinin o yeteneği kazanmak için harcadığı zaman ve çabayı görmeden, o insanın elde ettiği ani övgüyü veya doyumu isteme halidir. Trinity Meditasyonu’nda öğreniyoruz ki kıskançlık, sabır ile dönüştürülebilir ve daha sonra sonsuz sabır haline gelebilir. Kişi sabırla ve zamanla çaba gösterdikçe aynı yeteneği elde decektir ve kişi sonsuz sabır göstererek o yeteneği zamanı gelince edinecektir. Sonsuz sabır ve diğer ilahi özellikler saf kozmik Sevgi uyandığı zaman otomatik olarak gerçekleşecektir.

Faydalı olduğunu düşündüğüm yollardan birisi de Byron Katie tarafından tarif edilen “Çalışma” dır (The Work). Onun tecrübelerine göre çektiğimiz acılar inandığımız düşünceler yüzündendir ve stres yaratan düşüncelerimizi tanımlamak ve sorgulamak için bir yöntem verir. Bu yöntem dört sorudan  (Doğru mu? Kesin olarak doğru olduğunu bilebilir miyim? Bu düşünceye inandığınızda nasıl tepki veriyorsunuz, ne oluyor?  O düşünce olmadan kim olurdunuz?) ve bir geri dönüşten oluşuyor. Onun kelimeleri ile söylersek “hikayeniz olmadan kim olurdunuz?'').

Kişi onda stres yaratan veya ona acı veren veya onu rahatsız eden bir düşünceyi tespit edebilir, örneğin “Madhusudanadas beni dinlemiyor” gibi. Bir sonraki adım bu düşünceyi ve dört soruyu kullanarak bir gözlemci olarak gerçekten de doğru olup olmadığını araştırmak. Bir sonraki adım orijinal düşüncedeki geri dönüşleri bulmak gerekir ki, böylece “Madhusudanadas beni dinlemiyor”, “ben kendimi dinlemiyorum”, “ ben Madhusudanadas’ı dinlemiyorum” ve  “Madhusudanadas beni dinliyor” haline dönüşebilsin. Ondan sonra geri dönüş cümlelerinin doğru olduğu veya daha doğru olduğu üç örnek bulmak gerekiyor. Bu, kişiyi son adım olan durumun gerçekliğini kucaklamaya ve stres yaratan düşünceyi saf dışı bırakmaya götürüyor. 

Bunun önemi ve aciliyeti Paramahamsa Vishwananda’nın Facebook mesajlarından daha iyi anlatılamaz:

“Sevgiyi kaçırmamalıyız, böylece daha sonra kendimizi Sevgiyi özlerken bulmayız. Ve Sevgiyi kaçırmak her şeyi kaçırmak demektir, dış dünya fethedilmiş olsa da başarısız olmak demektir. Her gün Sevgiyi daha, daha fazla ve daha derinden tanımalıyız. Bu, zihni, Tanrı’ya ve Sevgi’ye odaklamak anlamına gelir. Her durumda ve her kişide arayın ve O’nu bulun. İnsanlar zannediyorlar ki Tanrı’yı aramak ve bulmak, herkeste ve her şeyde Sevgiyi bulmak ile her şey çok güzel olacak. Bu bir şiir değildir, bu hayatın kendisini yaşamaktır. Bu demektir ki, Tanrı ve Sevgi hiç beklemediğiniz bir şekilde giyinmiş olarak gelebilir. Bu şu anlama gelir: HAYAT BAŞKALARININ YAPTIKLARI VEYA YAPMADIKLARI, BAŞKALARININ OLDUKLARI VEYA OLMADIKLARI İLE İLGİLİ DEĞİLDİR. BU BENİM NE YAPTIĞIMLA VE BENİM KİM OLDUĞUM İLE İLGİLİDİR.”
 
Günlük olarak kendimizi inceleme, kendimizi analiz etme alışkanlıklarında ve Atma Kriya Yoga gibi sadhanalarımızda daha disiplinli olursak, Tanrı’nın sevdiği gibi sevebilmeye yaklaşmamız daha kolay olacaktır.

Blog »